2 Kasım 1999 Salı

Yaşamın sırlarını

Yaşamın sırlarını
Göz bebeklerinde saklayan
Hayatın gerçek anlamını
Kahkahaları ile anlatan
                    Var olmanın mükemmelliğini
                    Tenine dokununca hissettiren
Güzelim dudaklarıyla
Hayatın öpücüğünü sunan
                    Ayaklarımı yerden kesen
                    Kalbimi göğsümden fırlatan
Aşkın çılgınlığını
Damarlarımda dolaştıran
                    Gözlerimle baktığımda
                    Bir tek kendisini gördüğüm
Sevdiğim kadınım
İyi ki doğdun
Bütün özlemlerimin üstüne

02.11.1999

Gün doğumunun karşısında








by BG


Gün doğumunun karşısında
Günebakan gibi otururken
Geç kalan bir yıldızın
Gündüz gezisini izlerken
                    Soğuk kış gününün içinde
                    Şömine çıtırtılarını dinlerken
Bir sokak çocuğunun yüreğini
Sıcak yüreğimin içine alırken
                    Taptaze güneş ışınlarının
                    Yapraklarla sevişmesine tanıkken
Kan dökülen savaşın ortasına
Barış çubuğu olup tüterken
                    Denizde bekleyen yakamozlara
                    Dolunay olup doğarken
Zinciri olmayan bir köleye
Özgürlüğün anlamını tattırırken
                    Sevgiyle tanışmamış yüreklere
                    Sevginin dokunuşunu hissettirirken
Aşk yoktur diyenlerin önünde
Deli gibi aşkımı yaşarken
                    Hep ellerinden tutuyorum
                    Tenin tenimde uyuyorum
Gece yarısı aniden uyanıp
Yanımdaki masumiyetini gördüğümde
Yüreğime kahkahalar attırıyorum
                    Teninin güzelim kıvrımlarında
                    Sevgi olup dolaşıyorum
Her geçen günün tamamında
Yine sana aşık oluyorum

02.11.1999

25 Ekim 1999 Pazartesi

Gözyaşın olsam

Gözyaşın olsam
Akmaya kıyamam
Sen üzülme diye
Belki sevinç gözyaşı olurum
Senin için

1999

4 Ekim 1999 Pazartesi

Mesajlar...

Mesaj 1 : Gözyaşlarımdan okyanus, heyecanımdan rüzgar yaptım, yüreğime yelken sapladım sana seyrediyorum. Her kalp atışımda sen oluyorum, sana günde beş vakit ibadet ediyorum. 1998

Mesaj 2 : Azgın dalganın koluna girip, teninin serpiştirildiği kumsala med cezir oldum. Göçmen kuşa yüreğimi ekledim, senden başka yüreğe göç etmez oldum. 1998

Mesaj 3 : Sonsuza kadar uzanan hayat soluksuzluklarında, teninde bir hayat öpücüğü, yaprakların arasından geceye gündüz olan gözlerine hayat dostu olan bir sevgili var. 1998

Mesaj 4 : Bir yağmur damlası suya düştü mü halkaları büyür büyür sonsuza sarılır. Sana olan aşkımda yüreğime düştü, büyüyor büyüyor sonsuzluğu kucaklıyor. Günaydın canım. 1998

Mesaj 5 : Sepserin ağaçların arasına saklanmış koyda mışıl mışıl uyuyan denizi kıskandıran tenine dokunmaya 29 saat 15 dakika kaldı canım sevdiğim, öpüyorum. 1999

Mesaj 6 : İstanbul un üstüne bulutlar taşınmış, sevdiğim Istanbul dan uzaklaşmayı yarılamış. Benim peşimde deniz köpükleri, sevdiğimin imkansız gözleri uzakları görüyor sahipsiz. 1999

Mesaj 7 : Günaydın sevgilim. Kimsesiz çocukları hayata bağlayan gülüşünün bütün yüzünde ve yüreğinde olmasını diler, seni fış fış kayıkçı oynamaya beklerim. 1999

Mesaj 8 : Günaydın sevgilim. Henüz tadına bakılmamış bütün güzellikleri birlikte yaşarkende seni seviyor olacağım. En kısa zamanda titrek dudaklarında dirilmek niyetiyle… 1999

Mesaj 9 : Günaydın canım. Yüreğimle tek başıma yollarda yürürken, ıhlamur çiçeği kokusuyla tanışmanın ulaşılmaz keyfi gibi seninle yaşamak, seni sevmek- hissetmek… 1998

Mesaj 10 : Gece rengini şaşırmış, sevgilim evimizin soluğundan uzağa düşmüş, yatağım küskün bana annesi uzaklarda diye, yüreğim üşümüş içiçe geçemedik bu gece diye… 1999

Mesaj 11 : Gecenin rengi sabaha saklanmış, aşık adam yatağında sensiz uyanmış, günün içine dalmış. En kıymetli hazinesini akşamın duruluğunda beklemeye başlamış. 1999

Mesaj 12 : Sevdiğimle konuştum, ses tonunun tınıları yüreğimi acıttı. Seni öyle duymak yaralarımı kanattı. Biliyorsun seninim ama yinede seni anlıyorum, seni bekliyorum. 1998

Mesaj 13 : Sevdiğim sana bütün kucaklarım, kırçiçeklerim, yarınlarım, anlayışlarım, bedenim, ruhum, gün doğumlarım, soluk alışlarım, yeniden doğuşlarım, seninim Sevdiğim delinim. 1998

Mesaj 14 : Dünyanın bütün sabahları seninle birlikte uyansın, aşkımızı umutla bekleyenlerin üzerine doğursun ve Tenini tenimle bütünleştirsin, aşkımız Sonsuzluğun adı olsun. 1998

Mesaj 15 : Dalganın koynuna sakladım kokumu sana ulaştırsın diye, iskeledeki martıyı okşadı dalga, martı kanat çırptı yüreğine doğru, kokum beyazlığında ve teninde… 1999

Mesaj 16 : Ne bodrum un mavisi ne denizin inanılmaz senfonisi ne de tarihi oluşturan güzellikler…benim için tüm güzellikler sen sevdiğim?
2000

Mesaj 17 : Bir martı aşık olmuş denize küsmüş uçmaz olmuş, kırçiçeklerinin sesi kısılmış güneş yolunu kaybetmiş. Martı sevdalısına sarılınca doğa ananın yüzü gülmüş. 2000

Mesaj 18 : İstanbul a güneş öksüz doğdu, seni arıyor günün ilk sevgi ışıklarıyla okşamak için. Yüreğim yolunu kaybetmiş, ıhlara denilen bir yerde romeo olmuş… 1999

Mesaj 19 : Aaahh her yerim ağrıyor. Şu anda hastanedeyim. Acilen ya da istediğinİz zaman gelİn beni çıkarın. Sonra sevişiriz. Aa bir antilop. Sus diyen hemşire ölmüş, hüzün var. 1998

Mesaj 20 : Bİr sütyen olsam sana sıkı sıkı sarılsam kalp atışlarını duyarak uyusam. Sana dokunmak nefes almak, seninle yaşamak ölümsüz olmak… 1998

Mesaj 21 : Bu gece armağan ettiğin kokunla yelken açacağım. Yüreğine kıvrılIp huzur içinde uyuyacağım. Gerçekten sana sarıldığımda rüyadan uyanacağım. İşte o zaman doğacağım. 1998

Mesaj 22 : Gökten bir elma düştü iki yüreğe ayrıldı. Sen ve ben sevgilim gökyüzündeki birlikteliğimiz yeryüzünde devam ediyor ve hayata unutulmaz bir aşk ekleniyor. 1998

18 Ağustos 1999 Çarşamba

Niçin yaşıyorum














by OM

Niçin yaşıyorum
Bir adım ötede
Soluklar havalanmış
Yerlerini taşlar almış
                    Kaybolmuşlar
                    En iyi bildikleri yerlerinde
Artık eskisi gibi değil
Hiç değil
Değil
                    Ne yapıyoruz
                    İnsan olmak adına
Bir kuşu özgürlüğünemi
Kavuşturduk
Bir çocuğu sevgiylemi
Tanıştırdık
Bir kadının umudumu
Olduk
                    Yaşamın pınarının başında
                    Çamaşır yıkıyoruz
En iyi bildiğimiz
Unutmak
Acıyı
Mutluluğu
Sevdalıyı
Çocuk olmayı
İnadına unutmak
                    Hayat devam ediyor ya
Binlerce yıl yaşayan
Yılanlar var
Bize dokunmayan
                    Onlara dokundu
                    Kokularını duydum
                    Bir adım ötede
                    Sessizdiler
Tıpkı bizim gibi
                    Hayvanlardan bir farkımız var
                    Biz ölülerin
                    Onlar canlıların kokusunu alıyor
Kuyruk sallıyorlar
Bizim kuyruğumuz yok
                    Hayatlar bir hiç olmamalı
                    Bir ışık yakmalı
                    İçimizi ortaya koymalı
Ve bakmalıyız
Yüreğimiz oralarda mı
                    İnsan olmalı
                    Yemek yiyen
                    Uyuyan uyanan
                    Değil
                    Seven ve düşünen
Karşı koymalı
Koşuşturmalı
Yetişmeliyiz
                    Acılar taşların altında
                    Akıllar ömür izninde
                    Sevgi kendi yalnızlığında
                    Düşünce kaf dağının ardında
                    Kaf dağı kayıp
Bulmalıyız
Kendimize inanmalıyız

18.08.1999

16 Ağustos 1999 Pazartesi

Turkuaz kokuyor hayat

Turkuaz kokuyor hayat
Renksizliğe inat
                    Yürek dolusu
                    Sevda sözleri
                    İşitiyor kulaklarımız
                    Seviyoruz
Bir elimizde yelken
Diğerinde rüzgar
Ufkumuzu genişletiyoruz
                    Sorunlar
                    Sizi kimse çözmeyecek
Bir dilim peynir
Can dostu rakı
Neşemize eklenecek
                    Bir taş sekiyor
                    Denizin koynundan
                    Mutlulukla öpüşüyor
Martının yüreğinde
Süzülüyor
Bizi içine çekiyor
                    Gökyüzündeyiz
                    Özgürüz
                    Sadece biziz
                    Kimsesiz
Planla program
İşsiz
Sadece biz varız
                    Aşk ile kolkola
                    Dostlarla elele
                    Mutluyuz

16.08.1999

14 Ağustos 1999 Cumartesi

...Nereden mi aklıma geldi...

…Nereden mi aklıma geldi…
Akıl işte. Ne zaman ne yapması gerektiğini önemsemeden çalışıyor. Daha karar vermedim. Senin üçüncü kitapcığınmı olsun ya da uzasın çok yazılar yolculuğu olsun. Yazıyoruz, durduğumuzda birlikte bakarız ve karar veririz. Kimbilir bu yazılanları ne zaman okuyacaksın?
Gün ışığı grevinden birkaç saat önce gözlerimi kapadım. Karşımda seni gördüm. Gözlerimi kapatınca, uçuk kırmızı ile siyahın içiçe geçmişliği kaplar göz kapaklarımı. O fonun içinde gülerek bana bakıyordun. Çok güzelsin. Kocaman gözlerin grev süresince gün ışığını göremeyecek. Ben biraz senin için sakladım. Eve gidince bakarsın.
Geçen gece bir duble içki ve duman üfleme çalışması yaptım balkonda. Mutlu oldum. Dört saat oturmuşum. Yıldızlarla dalga geçtim. Aaaa, hatta bir yıldız kaydı, seninle her zaman mutlu olma dileğini kaydırdım arkasından. Öylesine baktım etrafa. Hiç bir şey düşünmediğimi zannederek birçok şeyi aklımdan geçirdim farkında olmadan. Üstelik sanada kızgındım. Umut, sürekli reenkaryasyona uğrar ve hep geri gelir. Çok severim umutu ve o her zaman bizimle.
ABC İlkokuluna gidiyordum. Kimse inanmıyordu okulumun adına. Yemekhanemizde cam sürahilerin peşpeşe dizildiği uzun masalar, mavi önlüklerimiz vardı, küçük yüreklerimizin üstünde. Niye aklıma geldi ki. Sevdiğimin yazıları olacak bunlar benim değil. Ya da farketmeyebilir.

Robenson un yanında Cuma olmasaydı ne olurdu?

Yüreklerimiz yanımızda turkuaza doğru yol aldık. Asfaltların sıcaklığından faydalanarak hız peşinde koştuk. Birçok yerde birçok anlamlar bulduk. Eğlencenin anlamı, sevdiğimin mutlu anları, yatay pozisyonda keyif zamanları, gizli olan ve aleni olan soluklarda rüzgar üzerinde sevişmeler, ilk defa görüp kendinden geçmeler, kaçıncı defa görüp yine kendinden geçmeler, dalga seslerinin dalgalardan önce gelip yüreğimize konuk olması, iskeleye sesli iple bağlı teknenin, açıklar özlemi için kendini geriye çekmesinden sonra çıkan ipin göz yaşları, tek başına bir martının yaptığı gökyüzü nasıl okşanır süzülüşleri, birkaç merdiven ötedeki denizin kucak açmaları, alttan gelen soğuk suyun denizin öz suyunu soğutma çalışmaları, sevdiğimin dudağını denizin kıvrımında bulma anları, Kale köyün basamaklarında yaşayan geçmişin izleri, japon kadının bizi kendimize küstüren kendi olma yerleşimi, Yemeni satma umudu karşılığında rehberlik deneyimleri, sevdiğini elinden tutup önceki yaşamları hatırlama tırmanışları, diz çökmüş kentin suyun altında kalan ayakları, burada ne kadar yaşarım formülleri, kekik kokulu manzaralardan defne yaprağı dokunuşları, soğuk kayanın üstüne yüreğini yaslamış, pürtelaş dinlenişler yapan kelebek renkleri, gizeminden kopuparak ziyarete gelip başaşağı dökülen soğuk suyla beraber toplumu üstünden temizleyen insan kahkahaları, cır cır konuşma lafının anlamını vatanında öğrenme gelişmeleri, bize kendini hazırlayan ve dönüşte sarıp sarmalayan odamızın hayata zaman ekleyen balkonu, yemeğimize eşlik eden büyüğümüz büyük rakımız, Muzaffer bey ve sevgili eşi, Mustafa, Altuğ, Mehmet, Abla ( ona on kalaya kadar bekledik ama sizi unutmadı ) yüreğine yetişemeyip çaresiz kalan dili bile gülümsemesini unutturmamış dostumuz, dostlarımız, motorunun sesi ile bizi elimizden tutup koyumuza ulaştıran balıkçılar, hanımağa, bizi illaki koyunda uyutmak isteyen kaputaş dalgaları, insane olduğumuzu hatırlatacak bütün duyguları hissettiğimiz, paylaştığımız, doğanın kalbimizi okşamasının keyfini çıkardığımız, geçmiş yaşamlara dönüp bizleri düşünmeye iten, bizi çoğaltan gördüklerimiz, dört yürek gidip yüreklerimizi birbirimize sunduğumuz, mutluluktan şaşırıp kaldığımız kendilerimiz, bir hafta insane hayatında güzellikler ülkesi olur mu olmaz mıyı kendimize gösterdiğimiz anlar topluluğu ve günü kaybetmenin mutluluğu içinde kazanılan dakikaları hayatımıza ekleyerek Kaş a bağlandık.

14.08.1999