12 Mart 2010 Cuma

Kahve kıvamında



Kahve kıvamında
Dokunuşlar istemiyorum
Sigara yasağında
Sevişmeler istemiyorum
                    Rakı aymazlığında
                    Katlanışlar istemiyorum
                    Yalnızlık anlamında
                    Kucaklaşmalar istemiyorum
Kağıt parçalarının
Değer olmasını istemiyorum
Kendini bilmeyenlerin
Çocukları olmasını istemiyorum
Kendini sevmeyenlerin
Başkasını sevmesini istemiyorum
                    Eski sevgili eksiklerinin
                    Saklanmasını istemiyorum
                    Eski yaraların üzerine
                    Aspirin dökülmesini istemiyorum
                    Kendinle buluşmadan
                    Hayatı anlamak istemiyorum
Şehirin göbeğinde
Taş sektirmek istemiyorum
Gitmediğim yerlere
Benim demek istemiyorum
Empatinin yerini
Sempatinin almasını istemiyorum
                    Sevmediğim insanlara
                    Seviyorum demek istemiyorum
Dinlemediğim konuşmaları
Anlamak istemiyorum
                    Önce
                    Kendimden
                    Doğmak
                    Kendimle
                    Tay
                    Tay
                    Yapmak
                    Kendimle
                    Alfebeyi
                    Öğrenmek
Kendimi
Sevmek
Kendime
Gitmek
Istiyorum
Sonra
Insanlara
Gitmek
Istiyorum
                    Rakı
                    Gecelerini
                    Kahve
                    Sabahlarına
                    Uyandırıyorum

12.03.2010

Gibilerle konuşuyorum


 
Gibilerle konuşuyorum
Gibilerle sevişiyorum
Hayatın gibisinde
Soluk alıyorum
Gibileşiyorum
                    Kendimle çıktığım yolda
                    Gibi taşlarının
                    Toplandığı sokakta
Dokunuyorum gibi
Anlıyorum gibi
Biliyorum gibi
Paylaşıyorum gibi
Seviyorum gibi
Apartmanlarında
Yönetici olanların
Kararlarında
Sıkışıp kalıyorum
                    Itiraz ediyorum
                    Tek oy yetmiyor
                    Taşınıyorum sokağımdan
                    Bilmediğim sokaklara
                    Farketmeyor
Hayat gibi
Annem gibi
Babam gibi
Eski sediğim gibi
Anaforlarında
Boğulmamanın insafsızlığında
Gibileşiyorum
                    Kendimden uzaklaşmanın
                    Tek yürek üstü cezalarında
                    Yalnızlığı özlüyorum
                    Terk edemiyorum
Uzağa gidiyorum
Yalnızlık gibisi yok
Gülen surat

12.03.2010

11 Mart 2010 Perşembe

Kuş kendini



Kuş kendini
Balığa yakıştırırsa
Boğulur
Derinlerde düşünür
O kadar sevdim
Neden bitti
Sorusunda ıslanır
                    Balık
                    Yüzmeye devam eder
                    Balıktır
                    Kuşları kandırır
                    Hazinesi derindedir
                    Biriktikçe sevinir
Balık kendini
Kuşa yakıştırırsa
Kurur
Dallarda düşünür
O kadar sevdim
Neden bitti
Sorusunda havalanır
                    Kuş
                    Uçmaya devam eder
                    Kuştur
                    Balıkları kandırır
                    Hazinesi göklerdedir
                    Biriktikçe sevinir
Kuş kuşu severse
Boğulmaz ama ayrılır
Balık balığı severse
Kurumaz ama ayrılır
                    Ayrılık
                    Ölüm
                    Kadar
                    Gerçektir
Boğulmak
Kurumak
Seçimdir
                    Ya
                    Öl
                    Ya
                    Seç
                    Boğul
                    Kuru
Ölmenin
Güzelliği
Senden
Doğmasıdır

11.03.2010

Ten uyanmadan


 
Ten uyanmadan
Ruh uyanıyorsa
Odadan kaçıp
Hayatta dolaşıyorsa
Uyandığında
Tenine kalıyorsan
Kahveni iç
Sigaranı yak
Hoşçakal
                    Sokağa çıktığında
                    Arkana bakmadan
                    Caddeye gidiyorsan
                    Ters yöne gittiğinde
                    Gideceğin yere ulaşıyorsan
                    Orada kal
Dönme dolaba binme
Lunapark evlerin
Kapısı açıldığında
Hayata düşersin
Eğlencenin tadı
Alka içince iyileşir
                    Hep aynı şey
                    Hep aynı sabah
                     Niye
                    Alışkanlık
Sevişme
Eeeeee
                    Ten mahkumları
                    Ruh savurganları
                    Denk gelir
                    Gece sabah aydınlığında
Vedalaşılır
Günaydın
Iyi geceler

11.03.2010

Görünen insanın


 
Görünen insanın
Altına süpürdüklerini
Hayatına aldığında
Şaşırmazsın
                    Ilk değildir
                    Son değildir
Bellice yaşarsın
Bunlar benim değil
Bana temizletme dersin
Farketmez
                    Güzellikleri toplayacağına
                    Eksikleri biriktirmenin
                    Kaygan dokunuşlarında
                    Yatağa
                    Iki kişi yatamazsın
Eksikler toplanır odaya
Karmaşık grubun girdaplarında
Sabaha ulaşmak zor olur
                    Her dokunuşun
                    Her öpüşün
                    Sadece senin olmaz
Eksiklerle eksilir
Suçsuzluğun suça dönüşür
Ne yaptım dersin
Sen yapmazsın
Daha dokunmadan
Suçlu doğarsın
                    Seninle birlikte
                    Dokunmayan kaç kişi
                    Dokunuyordur
                    Seninle birlikte
                    Öpmeyen kaç kişi
                    Öpüyordur
                    Bilemezsin
Hissetmeyenlerin suçu
Gecenin avazında
Tenine vurulur
Salonda sigara içersin
Bile bile dersin
Tekrar odaya dönersin
                    Anlatırsın süpürülenleri
                    Eski tozların üzerine düşen
                    Gözyaşlarına üzülürken
                    Bilirsin yarın gece
                    Bir diğer yarın gece
                    Tozların ıslanacağını
Ben bu kadarım
Demenin
Aslında
Hiç
Bir
Şey
Anlatmadığını
Anladığında
                    Yine
                    Ben
                    Bu
                    Kadarım
                    Dersin
                    Ama
Yorulduğunda
Kaçacak
Kimse
Yoktur
Kendinden
Başka
                    Yine
                    De
                    Yarın
                    Gidersin
                    Başka
                    Süpürülenlerin
                    Tozuna
Alerjin
Yoksa
Yaşarsın
Varsa
Master

11.03.2010

8 Mart 2010 Pazartesi

Beyaz eşyanın










 by UK

 
Beyaz eşyanın
Sarısında
Tel dolabın
Kırmızısında
Hayatın kırışıklığında
Ütülenen anların
Gerginliğinde
Içimde korunan
Empatinin yalnızlığında
                    Yokuşlar çıktım
                    Inişi olmayan
                    Balonlar kaçırdım
                    Ipi olmayan
Nefesime mahkum
Dudağıma hasret
Zamanların
Yelkovanını çaldım
Kadınlarını sevdim
Kendimi anlattım
                    Onlarca
                    Beni anlamayan
                    Kendimce
                    Ben kadar olan
                    Satırıma inanan
                    Sözümü bir kaşığa
                    Suya armağan eden
                    Gecelerde yüzdüm
                    Sabahlarda boğuldum
Inandıramadım bana
Inandırdım kendileri bana
                    Yürüdüm
                    Takip edilen izlerde
                    Attığım her kırıntı
                    Başak oldu
Ben ekmektim
Dilimleri kayıp
Bütünün görünürlüğünde
Koca ekmeği yutacak
Narin dudaklara muhtaç
                    Yaşam arası başlangıcında
                    Bilinmeyen durağın
                    Tabelasında
                    Silinmiş harflerdim
                    Yere düşen
                    Olmayan rüzgara karışan
Yoktum vardım
Nefes kadar
Ölüm kadar
Gerçektim
Kimene
                    Her ayna
                    Kendi kadar gösterir
                    Başkasına tuttuğunda
                    Tuttuğun kadar gösterir
Sırların sularında
Kum tanesi kıvamında
Dokunuş bayramında
Mendil kadarım
Küçükler sevmez
Büyükler koklar
Olmayan mendillerin
Oyaları kadar
                    Birinci sigarasının
                    Sonuncu gününde
                    Saklanan tek sigara kadar
Nefesim
Bazen gereksiz
Bazen hayat öpücüğü
                    Ikirciğin kucağında
                    Tekilciğim
Giderim gelirim
Sabaha kalırım
Takvime kalmam
                    Varım
                    Varlığım kadar
                    Yokum
                    Dediğim kadar
Küçük kasabadayım
Istiklal kalabalığındayım
Nerdeysem oradayım
Satırlarım yazsada
Yüreğim kadarım
                    Inanmayan inanır
                    Inanan inanmaz
Sözüm satırıma
Karışmasın
Gözüm yüreğime
Karışmasın
Tenim bütüne
Ulaşmasın
Yalnızım
Kalabalık dokunuşlarımın
Inadına
                    Giderim dönerim
                    Aslında
                    Yanyanayım
Başka diyarda olsamda
Sözüm söz
Tenim ten
Dokunuşum dokunuş
Ya da
Bana öyle gelir
                    Geldiği kadarım
                    Gittiği kadar giderim
                    Sigaranın keyfini
                    Kül tablasında da yaşarım
                    Son nefesinin söngünlüğünde
Benim
Sen
Olduğunda
Siz
Olduğunuzda
Inanırız
                    Gidip
                    Gelen
                    Vücutların
                    Pürtelaşında
Kimseye
Yazılmayan
Satırların
Kırmızı
Hayat
Batımlarında

08.03.2010

7 Mart 2010 Pazar

Köhnenin














by UK

 
Köhnenin
Sandalyelerini yapan
Marangoz abiyi aradım
                    Süreyya sinemasının
                    Sarışın biletçi ablasını
                    Rüyamda gördüm
Uğur Mumcu nun
Ehliyeti olmamasını diledim
                    Söğülüçeşme köprüsünün
                    Yuvarlağında kayboldum
Zümküfülün üzerine
Salça oldum
                    Teksin plajına
                    Kulaçlarımı boğdum
Lüks mevkinin
Biletlerini yırttım
                    Tramvay müzesinin
                    Vatmanına dokundum
Altıyol yuvarlağında
Polisinin şapkasını çaldım
                    Kiralık mayoların
                    Peşinatına geçtim
Midyelerin kızardığı
Tenekenin limonunu sıktım
                    Onsekiz marttan
                    Mavi kayığı kiraladım
Zürafa sokağın
Bekçisine selam çaktım
                    Altıyol Reisinden
                    Siyah ruganları giydim
Abc nin bahçesine
Trampet patlattım
                    Göztepe Orta Okulunda
                    Sağlık topuna hastalık bulaştırdım
Kır pidesine
Kırçiçekleri açtım
                    Macuncunun rengine
                    Ahşap sapladım
Topaçın ipine
Hayatı bağladım
                    Top pop un atomunda
                    Büyük patlamayı yaşadım
Ikizler yazlığının
Mavi sandalyesine oturdum
                    Ankara gazozunun
                    Köpüklerine bulandım
Akola kahverengisinin
Gazını kaçırdım
                    Bayram harçlığımı
                    Ip cambazına sundum
Karaköy den Eminönü ne
Kayıkla geçtim
                    Ince hastalığa
                    Inadına yakalanmadım
Yaşı küçük pasomu
Reşitle tanıştırdım
                    Zeynep Kamil in
                    Göbeğine saklandım
Sevgili babamın
Kalp krizinde durdum
Taşını görmedim
Yüzünü aldım
Kime kaldım

07.03.2010