12 Haziran 1999 Cumartesi

Hırçın gün doğumlarında

Hırçın gün doğumlarında
Yaprak yaprak akrepleri
Rüzgara binmiş yelkovanlar
Kovalarken
                    Aşkın koynunda yeşeren
                    Yürek atışlı kırçiçeklerini
                    Güzelim uyku doğumuna
                    Açmamışken gözlerini
                    Usulca bırakırken tenine
                    Bir buselik yerine
                    Kıvrılıp konmak isterim
                    İsterim
Hasat mevsiminde
Sarı papatya kalbinin
Bembeyaz duygularında
Tüm hasatımda toplanan
Balya balya sevdalarımı
Kapının önüne bırakıp
Kalbinin ışığının
Aralıktan görünmesini
Beklerim
                    Kınalı kuzularla
                    Çayırlarda yürek besilerinde
                    Dört yapraklı yoncaları
                    Yüreğimde kozalarım
                    Sevgi dolu kucağına
                    Uğurlar olsun diye
                    Tüm nefesimle
                    Bırakırım
Kırım kırım kırımcıklar
Usul usul usulcuklarda
Yürek yürek yüreğinde
Küçük bir iz olmak uğruna
Yüreğimi sana bırakırım

12.06.1999

11 Haziran 1999 Cuma

Düz yazılar birarya gelse...

Düz yazılar biraraya gelse,
şiirler toplu yürüyüşler yapsalar,
bilinmeyen alfabelerden bilinmeyen diller üretilse,
hepsi anlaşsalar ve tüm anlamları üstüne ant içseler
yine de duyuramam gibi geliyor yüreğimdeki seni sevmelerimi kimselere.
Nasıl içime ekildi, kim besledi onu kırçiçekleri kokularıyla,
nasıl öğrendi inanılmaz sevdayı bu yürek bilemiyorum.

Yaşam,
kendi hayatını sürdürmek için gerçek sevdalar peşinde
ve geçen gün beni esir aldılar.
Uzun uzun anlattılar yaşamın sevgiye muhtaç olduğunu ve soluk almaları için bizim yüreğimize olan ihtiyaçlarından bahsettiler.
Ve sevgimizi devam ettirmezsek neler olabileceğini tahmin bile etmek istemeyeceğimizi söylediler.
Bende bu sevdanın bizim soluğumuz olduğunu ve zaten hiç birşey için ondan vazgeçmeyeceğimizi anlattığımda bana sarıldılar ve
gözyaşlarını sahipsiz bıraktılar.

Bir de geçenlerde masal kahramanlarının gizli olmayan
toplantılarına katıldım.
Artık kahramanlıktan bıktıklarını ve senin gibi bir insana
aşık olmak istediklerini paylaştılar benimle.
Önce çok sevindim bizim ve senin için düşündüklerine ama
senin bir tane olduğunu bilmek onlar adına üzdü beni.
Sevgimizi anlatmaya başladım kahramanlara, kendiminde onlar gibi tek başına yaşadığım günlerimi paylaştım
ve seni karşıma çıkaran dolunay konseyinden bahsettim.
İlk defa duyuyormuş gibi dinlediler beni.
Dolunaylı bir gecede gerçek bir insanla sevda kucağına sarılma isteğimi yüreğimle dertleşirken dolunaydan kopan bir parçanın bana doğru yaklaştığını gördüm ve hesaplanamaz bir süre sonra karşımda asılı duruyordu.
Dolunay konseyini ilk defa ondan duydum
ve bir daha kimseden duymadım.
Karşılaşacağımı söyledi bana yürekdaşımla,
ama beklenilmeyen duygular sıkışmaları olabileceğini söylemesine
pek aldırmadım. Ne de olsa ilk defa konsey parçasıyla konuşuyordum.

İşte dolunaylı bir gece de ışınlandın Taşlık alanına sevdiğim.
Eğildim üstüne, konuştum sessizce.
Kandırmak istedim, senin gerçek varlığını bilmeden
koynuna girmek istedim.
Bilmiyordum koynunun taptaze kırçiçekleriyle bezendiğini.
Kırçiçekleri konseyide varsa onlarda yakında ziyaretime gelirler.


Sevdiğimin kıyısında martı sessizlikleri, dalga koşuşturmaları, rüzgarın okşayışları arasında kumsalın sevgi dolu kucağı ortasında yüreklerimiz soluklanırken, yaşamda sürmenin telaşında bize imrenmekte
ve işin sırrını öğrenmek için hesaplar yapmakta.
Bir gün yaşamı karşıma alıp konuşacağım ve artık kendini yaşaması gerektiğini anlatacağım.
Yoksa seninle karşılaşmasının hayal olarak bile anılmayacağını söyleyeceğim. Kendi bilir.

Düz yazı çalışması karışık bir hal almaya başladı canım sevdiğim.
Yaşama eklediğimiz sevgimizin çocukları umut olsun dostlarımıza.
Seni sevebilmenin hisleri ile sarhoş sarhoş dolaşırken, sana sarılmalar uğruna yarınlara koşarken hep birlikte olacağız.
Artık biz zamanını ekledik hayata.
Bize.

1999

10 Haziran 1999 Perşembe

Yüreğim havai fişek

Yüreğim havai fişek
Ölü dakikalarım soluklandı
Gecelerimin üstüne gün doğdu
                    Bir sıcaklık
                    Sımsıkı dost olan
                    Donmuş duygularım
                    Kendilerini hatırladı
Puslu ve üzgün günler
Uzaklaştı
Ufukta kayboldu
                    Hayatın tik takları
                    Neşelendi
                    Aşk melodisi oldu
Bu kadar mı önemli
Soluk alan gözlerin
Yüreğimi doyuran tenin
                    Bir bakışın hasretlerde
                    Tenin imkansızlıklarda
                    Yollarımıza yollandık
                    Aklımıza inandık
                    Ve yanıldık
Gerçekler sever mi
Duyguları yener mi
Kimbilir yüreğimin adını
Aşkımızın anlamını
Kavuştuk
Kıyamadık
                    İnsanlığın özlemi olan
                    Tarif edemediğimiz
                    Paylaşımlarımıza
                    Kozamızdan yeni çıktık
İlk defa gördük gözlerimizi
Umutlarımıza dokunduk
                    Bu günün seyrine daldık
                    Bu günün

10.06.1999

24 Mayıs 1999 Pazartesi

Ona dokunuyorum

Ona dokunuyorum
Onu izliyorum
Kendime gizleniyorum
                    Onunla susuyorum
                    Onun kulağına sesleniyorum
                    Yüreğinde soluklanıyorum
Dokunduğumda
İçime kumanda edemiyorum
Sarsılıyorum
                    Beni kendi içine alıyor
                    Huzur buluyorum
                    Şehveti yaşıyorum
Onu izliyorum
Kıvrımlarından hayat yapıyorum
                    Öylesine güzel ki
                    Bir çizgisine dalıyorum
                    Vurgun yemiyorum
                    Doya doya soluk alıyorum

24.05.1999

19 Mayıs 1999 Çarşamba

Yıldızlar sevişirken gökyüzünde

Yıldızlar sevişirken gökyüzünde
Heyecanları düştü turkuaza
                    Aşk intiharının son damlası
                    Rüzgarı kuruttu
Yürekler uykuya daldı
Güneş sırtında uyandı
                    Dümen daldı serinliğiyle suya
                    Yarısını ufukta bıraktı
Sevginin tınıları
Titrek gün adımlarını
Tenlerin içine ekti
                    İlk mahsülleri
                    Tertemiz bebeklere ınga oldu
Hayat takip etti bizleri
Anlamını kahkahalara sakladı

19.05.1999

18 Mayıs 1999 Salı

Sonbahar yaprakları

Sonbaharın yaprakları
Havada asılı duruyor
Sonbahar aşık
                    Kırçiçeklerinin kokusu
                    İnsanları deli ediyor
                    Kırçiçekleri aşık
Ölü ozanlar
Nefes alıyorlar
Ölü ozanlar aşık
                    Değirmenlerin kanatları
                    Gözyüzünde süzülüyor
                    Değirmenler aşık
Ay ın güzelim yüzü
Sürekli dolunay
Ay aşık
                    Serdar ın yüreği
                    Senin içinde atıyor
                    Serdar aşık

18.05.1999

12 Mayıs 1999 Çarşamba

Arnavut kaldırımları arasında

Arnavut kaldırımları arasında
Kırçiçekleri dolaşan
Anlamından taşan
Güzelim sokakta
Kendimle karşılaştım
Sımsıkı sarıldım
Kendimden geçtim
                    Konuştum kendimle
                    Sevgi üstüne
Yine sana aşık kendim
Yine seni sayıklıyor
Seni kokluyor
Seni nefes yapıyor
                    Çok sevindim
                    Kendimle ve benimle
                    Yürek yüreğe olmama
Tutuştuk içiçe
Yeniden doğuşa
Aşkın anlamını ekledik
                    Kavuştuk birbirimize
                    Kaybetmeyeceğimizi bile bile
Sana bir söz söylememe
Bir satır doğurmama
Bugünümü vermelerime
Bir zaman biçmiyorum
                    Seni seviyorum
                    Ne dünden az
                    Ne de ömrümden
Doğa afetlerini sunsa
İnsanlar kinlerini kussa
Pişmiş tavuğun başı
Benim başım olsa
                    Sana olan sevgimi
                    Dokundurtmam kimseye
                    Senin yüreğinden başka
                    Sevgimizle sonsuza

12.05.1999