5 Temmuz 2008 Cumartesi

Yüzlerce yıl yaşamış bir insanı nasıl anlatırsınız ?

Yüzlerce yıl yaşamış bir insanı nasıl anlatırsınız ?

Hele dünya güzeli bir kadınsa, hangi cümleler onu anlatmaya
cüret edebilir…

Krallarla, imparatorlarla, padişahlarla birlikte olmuş,
hain sevgililer tarafından kuşatılmış, bedeni talan edilmiş, yüreği yanmış,
gözlerine kızgın yağlar dökülmüş,
bir dokunuşuyla çağları değiştirmiş
bir kadının güzelliğini hissettirmenin yoluna girdiğinde,
çıkmaz sokakların kör kuyularında yankılanan sesini takip ederek
arar durursun sevdalı kadını, hayatı…

Onca acıya, hüzüne, gözyaşına, kaybolmuşluğa, akan kanlara,
çağlayan çoşkulara, sırtına saplanan hançerlere rağmen
yüzünde bir kırışıklık olmamasını hangi mantıkla açıklayabiliriz ?
Ya da, hadi canım sen de, ahı gitmiş vahı kalmış görmüyor musun diyenlere ne diyebiliriz…

Sen, kadınlara bakmasını bilmiyorsun !

Sevgili Beyoğlu,
seni güzel bir kadına benzetiyorum sana sormadan, yüksek izinlerini almadan…
Senin güzelliğini hayal etmenin, başkasından duymanın etkisi bile
insanları hayaldışı düşüncelere sürüklerken,
senin yüreğinin kenarında, belli olmayan bir iz kadar yakınında
yaşayan ben neler hissediyorum acaba ?

Sana aşığım desem güler geçersin, sensiz yaşayamam desem,
ne imparatorluklar tükettim ben dersin…
sana aşığım, sensiz yaşayamam…

Gece birbirini bıçaklayan karı kocalar bile sabahları elele dolaşabiliyor…
Sen de kalbime hançer saplasan,
sana dokunma şansını yaşamış ellerimle hançeri çıkarıp,
ipek bir mendille sana akan kanımı temizleyip hançeri pamuk helva ellerine uzatırım, tekrar, tekrar hançerle beni diye…


Seninle yaşamış hiçbir sevdalı seni unutamaz,
yeniden, yeniden dünyaya gelse bile seni arar durur,
sokağında bir taş olmak uğruna…

Kaç tane savaşı yüreğinde taşıdın,
kaç tane depremi bedeninde hissettin,
kaç tane cinayeti teninin gizemli sokaklarında izledin,
kaç tane yangının ortasına kendini attın,
kaç tane imparatorluğu konuk ettin,
kaç tane sahibin oldu ama sen hep kendin olarak kaldın,
her geleni kucakladın, kendine hayran bıraktın ve asla unutulmadın…


Sana karşı diyenler, sana karşı çıkanlar olabilir
ama bil ki onlarda senin saçının bir teline dokunabilmek için feda ederler
bütün özgürlüklerini, taçlarını, tahtlarını…

Seni kaybeden herkes,
göz yaşlarını iflah olmaz pınarlarından delilercesine çağlatır,
kendinden doğan yaşlarda boğulur
ve son sözü seni seviyorum olur.


Bize binlerce çocuk armağan ettin,
onlara bakacağız diye söz verdik ama yapamadık.
Güzelim çocuklarının yüzüne duvarlar ördük, tenlerini kazıdık,
ezip geçerek kendimize yeni yollar açtık,
onları kaderlerine terk ettik kendi kendilerine yok olsunlar diye
ve hala akıllanamadık Sevgili Beyoğlu.

Sana hergün yumruk atıyorlar, taşlıyorlar,
üzerinde tepiniyorlar, tenine kapanmaz yaralar açıyorlar,
gözlerini dağlıyorlar ama yüzyılların bir kırışıklığı bile konuk olmuyor
inanılmaz bedenine, yüreğine, hayata sunduğun güzelliklerine…


Biliyorum,
sevgililerin yüzyıllardır seni kullanıyor, seni aldatıyor,
güzelliklerine sahip çıkmıyor, kollarının arasına alıp seni kucaklamıyor,
korumuyor ama senden de vazgeçemiyor, seni unutamıyor
ve sana sahip olamayacağını bildikleri için seni kimseye yar etmek
istemiyor…

Bilmiyorlar ki,
sen de yoruldun artık bu umursamaz sevgililerinden,
dostlarından, konuklarından…
Ve bize bir ceza vermenden korkuyorum,
bizi terketmenden korkuyorum.
Biliyorum sonuna kadar hak ediyoruz seni kaybetmeyi,
senin güzelliklerinden mahrum kalmayı, başımızı taşlara vurmayı ama yine de
bize bir şans ver.

Artık dünyanın en güzel kadını olduğunu sana bakışlarımızla,
düşüncelerimizle, samimiyetimizle, yüreğimizle hissettireceğiz
ve seni mutlu edeceğiz.

Beni affedebilecek misin
Sevgili Beyoğlu ?

2008

4 Temmuz 2008 Cuma

Yazmıyorum

Yazmıyorum
Yazamıyorum
                    Sevmeden yazmak zor
                    Sevmek başka bir hadise
Ama yazmak istiyorum
Sevmek istiyor muyum
                    Sevdim sevildim sevdiler
                    Hepsini sevdim
Bazen birini bazen hepsini
                    Bir kişilik yere
                    Çok kişi sığdırma
                    Mutlulukları yaşadım
Kocaman yüreğime
Bir yüreği zor sığdırdım
                    Sığ mıyım
Yüzmeyi iskelede öğrendim
Konuşmayı dilsiz dostlardan
Uçmayı kanatsız sevdalılardan
Yürümeyi doğmamış ceninden
Kendimi benden
                    Yok muyum
Bilmenin güzelliğini
Bilmeyenlerden
Sevmenin anlamını
Sevmeyenlerden
Gitmenin tadını
Gidemeyenlerden
Dinlemenin erdemini
Konuşanlardan
Öğrendim
                    Ters miyim
Bildiklerimi anlatamadım
Sevgimin derin sularında
Yüzme bilmeyenleri ağırladım
                     Anlayışlarımın sıcak kollarıyla
                     Aysbergleri kucakladım
Dinledim dinledim dinledim
Hep dinledim
Bir kere konuştum
Çok konuştuğumu farkettim
                    Insanları terkettim
                    Telefonlarım kapalı
                    Panjurlarım cama yapışık
                    Zilimi söktüm attım
Kendi kendime mutlu olduğumu anladım
                    Eyvah

04.07.2008

16 Mayıs 2008 Cuma

Bir sayfayı

 
Bir sayfayı
Çevirmek kadar kolay
Bir insanı geride bırakmak
                    Bir topu
                    Yerde zıplatmak kadar kolay
                    Paylaşılanların üzerine toprak atmak
Boşu boşuna anlamını buluyor
Hayatlar bozuk para gibi yaşanıyor
                    Ruhlar delik
                    Sevgiler toplanamıyor
Tenler buruşuk
Birbirinin özüne dokunamıyor
                    Bütünü anlamaya çalışan
                    Tek başınalığa koşuyor
Hayat bozuk para
Yaşanmadan bitiyor

16.05.2008

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Bilinmez aşkların

Bilinmez aşkların
Bilinen insanları
Sonsuz genç
Ölümsüz direnç
                    Bilinen kavgalar
                    Bilinmez çözümler
                    Isteniyor
                    Yaşanıyor
Kimse kimseye
Dokunamıyor
                    Bilinmez aşklar
                    Bilinmez dostluklar
                    Bilinmez paylaşımlar
                    Biliniyor
Herkes saklıyor
Kimse bulmuyor
Kayan yıldız
Aydınlanmıyor
                    Ay tek başına
                    Güneş tek başına
                    Doğa tek başına
Insanlar kalabalık
Kalabalık yalnız
                    Büyüyoruz
                    Büyüdükçe küçülüyoruz
Öğreniyoruz
Öğrendikçe unutuyoruz
                    Dokunmanın
                    Tatmanın
                    Öpüşmenin
                    Tuşlarına basılıyor
Orgazmlar
Ekrana sıçrıyor
                    Sevmeyi sevmiyoruz
                    Sevilmeyi seviyoruz
Vermeyi sevmiyoruz
Almayı seviyoruz
                    Kalpsiziz
                    Tensiziz
                    Densiziz
Etrafımız deniz
Yüzmeyi bilmiyoruz

14.05.2008

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Dur

Dur
Girilmez
Öpüşmem
Sevişirim
Dokunmam
Dokundurturum
Orgazm olmam
Hissetmem
Sadece yaparım
Yapmayım
                    Kırçiçeklerini
                    Belinden kırarım
                    Gaz pedalına
                    Tam basarım
                    Çamur sıçratırım
Umursuz pasajında
Çıkmaz dükkandayım
Hiç birşey satmam
Sadece alırım
                    Dinlemem
                    Anlatırım
                    Uzaklara giderim
                    Yakınları özlerim
Kendimi bilmem
Herşeyi bilirim
                    Gitmeyi özlerim
                    Kalmaktan yanayım
Yalnızlığı severim
Insan peşinden koşarım
                    Kaçarım
                    Kaçtığım soteyi
                    Kendim
                    Ihbar ederim
Gammazlayana
Kızarım
                    Kimliğim yok
                    Pasaportum var
                    Rengim yok
                    Gökkuşağıyım

10.05.2008

8 Mayıs 2008 Perşembe

İlkbaharda açan

İlkbaharda açan
Çiçek gibi
Doğuyoruz
Yağmurla güneşle
Insanlarla
Gelişiyoruz
Güzelleşiyoruz
Tatlanıyoruz
Büyüyoruz
                    Yapraklarımızı okşayan
                    Gövdemize yaslanan
                    Meyvemize dokunan
                    Insanlarla yaşıyoruz
                    Onlara alışıyoruz
                    Paylaşıyoruz
Bize bakıyorlar
Kokumuzu duyuyorlar
Dayanamıyorlar
Dalımızdan koparıp
Yüzlerce ısırıp
Özümüzü
Toprağa
Atıyorlar
                    Yağmurla güneşle
                    Topraktan
                    Fışkırıyoruz
Ilkbaharda açan
Çiçekler gibi
Yeniden doğuyoruz
                    Yeniden
                    Yeniden
                    Yeniden
                    Yeniden

08.05.2008

6 Mayıs 2008 Salı

Parçalanmış yürekler



Parçalanmış yürekler
Pazarın toplanma saatinde
Ucuzlar
                    Eski sevgililer
                    Yeni sevgili terk ettiğinde
                    Para eder
Bit pazarı bile
Daha duygusal
                    Hak ettiğine gider

06.05.2008