30 Mayıs 1997 Cuma

Tanımadık bir yüz

Tanımadık bir yüz
Ardında binbir duygu
             Daha masumiyet yaşında
Bilinmez içinin gizemi
Belki kalbi sızı dolu
Belki de mis kokulu çiçeklerinden
Ellerinde bir demet mutluluk
                    Bilirsen eğer hayata
                    Dalış mesafeni
                    Tanışmazsın vurgunla
Kalbinin tüm sevecenliğiyle
Önce kendi ellerinden tut
Sonra sevdiklerinin
             Sevmek anlamakla kardeştir
                    Anlamaksa kendini tanımakla
Bir ağacın yapraklarının
Güneş ışınlarıyla oyununda
             Bile mutluluk saklıdır
Eğer görmesini bilirsen
Şirin küçük burun

30.05.1997

6 Mayıs 1997 Salı

Kışın kıyıya çekilmiş

Kışın kıyıya çekilmiş
Kayıklar gibiyim
Sessiz ve de yorgun
Baharı bekliyorum
             Boyanmayı ve soluk almayı
                    Güneş kaburgalarımı ısıttığında
                    Denizin tenimi okşama
                    Anını bekliyorum
Sessiz ve de yorgunum
Dünyayı düşlüyorum
             Uzayın küçüçük noktasını
                    Kimbilir kimin uydusuyuz
                    Ya da uzay gemisi
Kayıkhanedeyim
                    Sessizim ve de yorgunum

06.05.1997

29 Nisan 1997 Salı

Kim olduğunu düşünmeden

Kim olduğunu düşünmeden
Her gün değişirken
             Hep önünde koşan kendinin
             Elinden tutmaya çalışmak
                    Bir bütün olmak için
Biraz hızlı koşarsak
Ve tutarsak elimizden
Bütünümüze vardığımızda
             Doyum olmaz sevdalara
             Kırçiçeklerine
                    Yaşamın her anına

29.04.1997

Kırçiçeklerinin

Kırçiçeklerinin
Mis kokularını sunduğu
Mutluluk bahçelerimizde
             Bekler dururuz
                    Elimizdeki demeti
                    Sunmak için sevdalara
Sevda solukla eşdeğerdir
Sevmeyi bilenlere
                    İllaki sevmek gerekir
                    Yaşamı sürdürmek için
İster çocuk ister kadın
İster erkek ister kırçiçeği
              Yoksa sevdiğin
                    Yoksundur

29.04.1997

Küçük kalem attaları ile

Küçük kalem attaları ile
Mutluluk oyunlarında
Ve gerçeklerinde
        Yerimizi almak
                    Paylaşmak duyguları
                    Sarılmak sıkıca
                    Pozitif enerjimizi
                    Sunmak insanlara
Eskileri alıp
Yıldızları kaydırmak
             Mutluluk dilekleri için

29.04.1997

Soluk alan bir pencere

Soluk alan bir pencere
Camlarından süzülen
İki damla gözyaşı
                    Ne yağmurdan
                    Ne buhardan
Sevmek isteyen
Duygulu mavi pencere
                    Bilmezsin sevmenin zorluğunu
                    Kaybetmenin kaybolmuşluğunu
Ufukta kaybolan sevgili
İçinide alıp götürür
                    Tekrar denersin dolmak için
                    Sanki bir yerinde bir delik
                    Doldurdukça boşalırsın
Ama yine de haklısın
Mavi pencere
Sevmemek ve sevilmemek
Ölümle eşdeğer
                    Yine de ufak bir şansın var
                    En azından
                    Sevenler bakıyor pencerenden
                    O güzelim manzaraya
Duyguları kıpırdıyor
Sarmalıyorlar birbirlerini
                    Ya senin yerinde duvar olsa
                    Kim gösterirdi
                    Doyum dolu o manzarayı
                    Sevenlere
Yine de mutlu ol

29.04.1997

Kendinin keşişi olan adam

Kendinin keşisi olan adam
Yürüdüğü yollar kendinin
Varacağı noktalar kendinin
                    Her soru işaretinden sonra
                    Cevap peşinde koşan keşiş
                    Bilinmeyen bir anda
                    Keşfeder kendini
Mavi bir kelebek olur
Ama ömrü uzun olan
                    Yumuşaklığını dokundurur
                    İnsanların güzelim tenine
Yaz akşamı esintisiyle birlikte
İnsanları sarar duygular
Hissettirir düşündürür
                    Bütün bütünlerin mayasının
                   Sevgi olduğunu fısıldır
Görünmeyen görüntünün
Duyulmayan seslerin
Üzerine doğru fısıldar
                    Başka tenlere doğru
                    Uçar yumuşaklığıyla
Taa ki

29.04.1997