Zamandır.
Saniye, dakika, saat, gün ya da ertesi gündür.
Bütün hayatlarımız zamandır.
Yirmibir beş bindokuyüzaltmışbeş zamanında buralara gelmişim.
Şu zamanda gitti denecektir arkamızdan ya da önümüzden.
Bir takım taşların üzerine yazılacaktır, bu zamanlar arasında iyi insan olarak zamanını kullandı diye okunacaktır.
O taşların üzerine kötü satırlar yazdığın zaman kendiliğinden silindiği için hep iyi satırlar yazılır.
Bolca zamanım olduğu için bu satırları yazıyorum ve zaman sınırlamam olmadığından zamana karşı yarışmama gerek kalmadan rahat rahat yazıyorum.
Içinde nefes alınan günler, benim için aşk zamanıdır.
Aşk ve zaman, bizim gibi canlılar için çok önemli iki kelimedir.
Ikisinin birarada olduğu zamanlar insanın görme organını kullanmasına gerek olmadığı söylenmektedir.
Evet, aşığım.
Her kulağıma gelen müzik, benim için aşk müziği, gökyüzünde yaşayan ayın her şekli benim için aşk ayı, uzayın bütün şehirleri benim için aşk şehri, doldurduğum her saniye benim için aşk saniyesi, şakır şakır yağan yağmurun her damlası benim için aşk damlası, yağmur sonrası hayata sunulan o güzelim koku benim için aşk kokusu ve gözümü her kapattığımda, her açışımda karşımda senin güzelliğin,
aşığım.
Zamanlardan bir zamanda yaşanan olaylar gelecek için ders niteliği taşımaktadır.
Yaşanan zamanları geçmiş zaman yapan toplumların yeni zamanı anlamadıkları anlatılır o ülkenin masalcı nineleri tarafından ve gülünür geçilir o toplumun bireylerinin benliğinden.
O ülkelerin cin bireyleri için zaman para kazanma zamanıdır ve onun için zaman geçmek bilmez o ülkelerde çocuklarım.
Paraları üst üste koyup en üstüne çıktığımız zaman bir sonraki çağa ulaşamayız ama üst üste durduğunda güneşten koruduğu bilinmektedir.
Ne yazık ki bu satırları parayla satın alınan bilgileri sayan aletin tuşlarına basarak yazmaktayım.
Işte böyledir para isimli kağıtçıklar, insanı çelişkilerin içinde yaşatır.
Lidya lılara çok kızılmaktadır dünyaya bıraktıkları miras için ama onlar olmasa başkası olurdu denmektedir.
Parayla satın alınan zaman elde patLamaktadır…
1993
12 Temmuz 1993 Pazartesi
8 Temmuz 1993 Perşembe
Bir rüzgar bekledik durduk
Bir
rüzgar bekledik durduk
Değirmen
misali
Bir yağmur bekledik durduk
Kuraklık misali
Bir
güneş bekledik durduk
Günebakan
misali
Bir ay ışığı bekledik durduk
Yakamoz misali
Bekledik
ve durduk
Ta ki
08.07.1993
27 Haziran 1993 Pazar
Gidiyorduk silik bir ışık
Gidiyorduk
silik bir ışık
Gördük
mü peşinden
Tümlerimiz
yanımızda
Sevmiyorduk karanlığı
Ve de yaratanlarını
Aydınlık istiyorduk
Birbirimizi göremezken
Kansız
savaşlar diliyorduk
Kıpkırmızı
nehrin kenarında
Namlular çiçek açsın istiyorduk
Kurşunlar üzerimize üzerimize
Gelirken
Öldük
Yaşam
sona erdi
Dedik ki ikinci yaşam
Yoksa eksi birinci yaşam mı
Çünkü
Ölüm
antrak olabilir
İkinci yaşamda
Kaldığın yerden devam
27.06.1993
26 Haziran 1993 Cumartesi
Bir deniz görüyorum masmavi
Bir
deniz görüyorum masmavi
Uçsuz
bucaksız sevgi dolu
Sen
zannediyorum
Bırakıyorum
kendimi serin sularına
Tabi
ki değilsin
Yelkenlerini mutluluğa açmış
Bir tekne görüyorum
Sen zannediyorum
Atlıyorum seyir halindeki kucağına
Tabi ki değilsin
Bir
uçurtma görüyorum
Çocuklara
mutlu sevgiyi öğreten
Koşarak
yakalıyorum kuyruğundan
Tabi
ki değilsin
Kayan bir yıldız görüyorum
Arkasında masmavi bir iz bırakan
Peşinden atlıyorum
Tabi ki değilsin
Bazen
başka bir insan görüyorum
Deniz
zannediyorum
Yelkenli
zannediyorum
Uçurtma
zannediyorum
Yıldız
zannediyorum
Tabi ki değilsin
26.06.1993
Antik yerin dibi mağarasında
Antik
yerin dibi mağarasında
Gözyaşı
depoları dolu bir gözle
Parlak
bir kır çiçeği arıyordu
Göz
yaşlarının boşa gitmeyeceği
Uzun yıllar yaşanıyordu mağarada
İstenilen ve istenilmeyen
Önce
insan olmaya çalıştı
Sevgisini
mutlulukla paylaşan
Almak herkeslerin hoşuna gidiyordu
Antik yerin dibi mağarasında
Maskeli
balo vermeye gerek yoktu
Yapışmıştı
maskeler surata
Bir
bütün olunmuştu
Dünyada kocaman balo salonu
Gizli
geçit aradık durduk
Adındanda
anlaşıldığı gibi
Gizli
geçit gizliydi
Böylece karar verdik gizlenmeye
Nerelere gitsek bile
Ya bulunduk
Ya da gerilere döndük
Çözümler
üretmeye çalıştık
Her
geçen gün bizler çözüldük
Gitgide sayılarımız azaldı
Üremeye
karar verdik
Vazgeçtik
Çocuklarımıza
acıdık
Bu
yerin dibi mağarasında
Karanlıkta
kaybolmasınlar diye
Ama
26.06.1993
11 Haziran 1993 Cuma
Güzelim bir çiçek olsam
Güzelim
bir çiçek olsam
Açmak
istemem
Masum bir çocuk olsam
Doğmak istemem
Cik
cik bir kuş olsam
Uçmak
istemem
Bir günebakan olsam
Güne bakmak istemem
Sıradan
bir değirmen olsam
Dönmek
istemem
Damarlarda dolaşacak kan olsam
Akmak istemem
Duygulu
bir müzik olsam
Duyulmak
istemem
Şakır şakır yağmur olsam
Islatmak istemem
Her
şeyi görebilen bir göz olsam
Görmek
istemem
Bir çift bacak olsam
Adım atmak istemem
Sevgiyle
sarılmış ak sevda olsam
Yaşanmak
istemem
Gerçek bir sevgi olsam
Bilinmek istemem
Ulu
bir yaratıcı olsam
Yaratmak
istemem
Pırıl pırıl bir güneş olsam
Doğmak istemem
Bu
dünyanın üstünde
11.06.1993
10 Mayıs 1993 Pazartesi
Bir iki dize yeter dedi
Bir
iki dize yeter dedi
Yok
olup giderken
Uzun uzun anlatma dedi
Herkes kendi kendine
Hissetmeye çalışsın dedi
Olur
dedim
10.05.1993
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)