7 Aralık 2001 Cuma

Kadınların tutkallı tenlerinde

Kadınların tutkallı tenlerinde
İçiçe geçerek soluklanırken
                    Kendi tenimi aradım
                    İşte bu dedim
                    Hayır hayır bu dedim
                    Tenimin uğruna ruhumu verdim
Tenimden vazgeçtim
Deli rüzgarlı havalarda
Mum ile ruhumu aradım
                    Ruhumdan vazgeçtim
                    Derin bir nefes peşine düştüm
                    Boğazım düğümlendi
                    Boş verdim
                    Derin nefesimi
Bütünümü istedim
Kucakladım kendimi
Çok sevdim beni
Tek başına insan olamayı öğrendim
                    Yalnızım

07.12.2001

6 Aralık 2001 Perşembe

Sayfaları eksik

Sayfaları eksik
Cildi parlak sözlük gibiyim
Aradığım bütün kelimeler
                    Eksik sayfalarda

06.12.2001

Bir sigara dumanın izlerken karşımda buldum seni...

Bir sigara dumanını izlerken karşımda buldum seni…

Bilinmezliğinle merhabalaştım, sahil kenarında dalga sesleri okşayışları arasında konuştuk, aniden gecenin koynunda buluştuk ve sabah kendim gibi uyandım…
Yumuşacık, anlamlı, sımsıcak, heyecanlı, pişmanlık duygusu yokluğunda, aranılan keyif duygusunda ve ben olarak günaydınlaştık…
Şarkı sözlerinin arasından seni izledim, kollarımın arasında seni buldum, tenimin karnaval çoşkusunu hissettim, seksi sesinle kendimden geçtim…
Yarım ölçek kıvamında nescafe kokusu yayıldı paylaşılan odaya, beğenmediğin göğüslerini benden saklamaz oldun, şehiri arkamda bırakıp üç günlük dünyayı bir odaya misafir ettim, ne yaşadımsa gerçekten yaşadım, ne hissettimse gerçekten hissettim…
Ne kadar güzel birşey oyun oynama gereği aklına bile gelmeden yaşadığın mutluluğu doyasıya paylaşmak…
Sevgili Pamuk Helvacığım, sadece ile anlatılamayacak kadar çok şey paylaştık, uzun yıllar ve acılar gerekmiyor her güzellik için ve bu kelebek mutluluğunu seninle yaşadığım için çok sevinçliyim.
Telefonunu alırsam rahatsız ederim dedin, rahatsızlık ne kelime keyfiniz olur. İllaki bir isim gerekmez doğan bir çocuk için, o ismi olmadanda kendi yolunu bulur, dilediği gibi yaşar, ister sahil kasabasında ister karmaşanın ortasında ve kucaklaşır paylaştıklarıyla…
Mutlu anımızda, belki hiç kimseyi görmek bile istemediğimizde, aniden, önceden planlayarak ya da hayat nehirinde sırt üstü yol alan iki yaprağın söğüt gölgesinde dinlenme anında buluşuruz.

İsimsiz kahraman olmak daha anlamlı…

2001

2 Kasım 2001 Cuma

Doğduğun gün bile

Doğduğun gün bile
Yanında değildim
Sana bir tek
Harf bile öğretmedim
Okulda aynı sırada
Bile oturmadım
                    Saklambaçta kurt olup
                    Seni kurtarmadım
                    Yıllar sonra karşına çıktım
                    Sana aşık oldum
Oysa birlikte doğmalıydık
İlk kelimemizi
Birlikte söylemeliydik
Sevginin anlamını
Birlikte öğrenmeliydik
İlk aşkımızı
Birbirimizin yüreğinde bulmalıydık
                    Canım sevgilim
                    Seni duyar gibiyim
                    Beni bırakıp
                    Gittin diyorsun
Ama yüreğim
Her zaman senin
                    Hayatımın
                    Armağanı sevgilim

02.11.2001

Gözyaşlarımla konuştum

 
Gözyaşlarımla konuştum
Seni sordular
Delicesine gülmek istedim
Tebessümler bile kızdılar
                    Başka tenlerde kendimi aradım
                    Çıkış yok dediler
Ben artık senim
Kendim değilim
                    Evden dışarı çıkmadım
                    Çalan zilleri duymadım
                    Panjurları hiç açmadım
                    Yalnızlığımla sarmaş dolaş oldum
Ben artık senim
Kendim değilim

02.11.2001

14 Eylül 2001 Cuma

Bir koşuşturma

Bir koşuşturma
Telefonla gelen davet
Parasızlığın o an hissettirdiği çaresizlik
Her dakika kendini kaybettiren zaman
Bir tarafta valiz ve iş dokumanları
Zaman 16.30 anında
18 nolu koltukta gülen bir yüz
                    Karumun önünde tesadüf davetler
                    Yolun karşısında görmediğim
                    Ama geldi işte dediğim
                    Çekingen bir Pamuk Helva öpücüğü
                    Sanki gelmezmişim gibi çağıran
Kırmızı ışıkda sağdaki kadına bakış
Yanında kadın olan erkeğin
Bakışından aldığı intikam duygusu
Sol tarafımda bilmeyen güzel insan
                    Penceremin önündeki çiçeklerin
                    Hasret kaldıkları gözyaşlarımı
                    Bana geri veren kadın
Yine gizlilikle girilen sıcak ev
Vücudunu nereye koyacağını bilememeler
İçeride birinin gizlenme ihtimali
Yorgunluklar ve gidip gelmeler
                    Suskun yüreklerin yatağa tırmanışı
                    Sanki hayal olarak kalması isteği
                    Gerçek olursa acıtacağı düşüncesi
Çiçeği toprağından kopararak
Elinde güzelliğinin kuruması gibi
Görmeden dokunmanın verdiği hazzın
Yanındayken azalacağı korkusu gibi
                    Ben karşımdakini izlemeyi severim
                    Onun hislerini ortaya koymasını
                    Ya da benim yakaladığım hislerini
                    Yaşama eklemek isterim
Ama ahtapot gibiydin o gece
Bir kolundan yakalasam
Diğer kolların bana el sallıyordu
                    Ben de seni sana bıraktım
                    Yorgun isen uyuyabilirdin
                    Suskun isen dalabilirdin
                    Beklemeyi bilmem ama bekledim
Dünyanın en hızlı büyüyen ağacı gibi
Filizlendin ve anında odaya sığmaz oldun
Herkesin tek tek bildiklerinin
Toplamını önüme koydun
                    Sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi
                    Karşında bir erkek ve insan yokmuş gibi
                    Ağacındaki bütün meyvelerini önüme serdin
Arasıra yalnız olmadığını farkettin
Bu kadar kendim olmamalıyım dedin
                    Ama sadece bir an kadar sürdü
Üçüncü adam kelimesine takıldın
Beni rahatsız etmediğini farkettin
Belki rahatsız etse daha iyi olur dedin
Sonra ondanda vazgeçtin
                    Birinci adam olmayı sevmem
                    Cünkü o sadece bir kişiye aittir
                    Ben paylaşmayı severim
                    İkinci adam olmayanları sunar
                    Bütün hayatın deliklerini sevecenlikle doldurur
                    Ve olmayanı yaratmak hoşuma gider
Bu tazelikler sayesinde
Hayatın karşısında durabiliyorum
Ait olduğumda kuruyorum gelişemiyorum
                    Sen de benim için yepyeni bir tazelik oldun
                    Sürekli tazeliklerimizi paylaşabileceğimiz
                    Onunla birlikte ikinci insan oldun
Düşündüğün anda yanında olacak
Bir insanın varlığıni bilmek
Hayatı kolaylaştırmak demek
Üstelik benim düşündüğüm anda
illaki benim yanımda olmaya gerek yok
                    Ben düşünülen anda
                    İnsanların yanında olmayı seviyorum
Kendi hayatsal sorunlarımı
İnsanların yaralarına merhem olarak çözüyorum
                    Her yaptığım iyilik bana geri dönüyor
                    Paylaşarak gelişiyorum kendim oluyorum
Bir insana aşıksın
Bir insanın korkuları olmasa gelecek düşünebiliyorsun
Herhangi bir insanla karşılastığında
Hoşlandığın zaman birlikte olacağını biliyorsun
Beni zaten anlatmaya gerek yok
                    Niye illaki bir insana ait olmak istiyorsun
                    Daha doğrusu öyle olsa iyi olmaz mı diyorsun
                    Sevgili Can için mi
O benim için bile düşünce kaynağı
Onun nasıl mutlu olacağını ben bile düşünüyorum
Ama seninde mutlu olman gerektiğini
Sadece Can için yaşamaman gerektiğini
Seninde bu hayatta yaşadığını biliyorum
                    Senin mutsuz olduğunda
                    Can ında mutsuz olacağını
                    Yani iki bilinmeyenli bir denklem bu
                    Ne sadece Can ne de sadece sen
                    Ortak bir çözüm üretmek gerekiyor
Ama en hastalıklı düşünce
Ben bunları yapmasam
Ayrılık ortamını yaratmasam
Bunları yaşamak zorunda kalmayacaktı
                    Böyle bir şeyi bir an için bile olsa
                    Düşünmeyeceksin düşünmeyeceksin
Can nasıl değerli bir insansa
Sen de en az onun kadar değerlisin
Can dan önce kendini düşünmelisin
Nasıl mutlu olabilirim diyeceksin
Ben nasıl mutlu olur
                    Ne yazık ki ya da ne güzel ki
                    Tek başına değilsin
O nedenle seçenekli mutluluk ortamları bulacaksın
Bir tanesini bulamıyoruz
Bir de seçenekli bul diyorsun deme
Bunu yapabileceğini biliyorum
Ama ne zaman yapacağını sen biliyorsun
                    İster kısa zamanda ister uzun
                    Bunu sen biliyorsun
                    Ama en doğru olanı bulmalısın
Benim içimden bile geçiyor
O dünya güzeli çocuğa mutluluğunu ver
Dünya güzeli annesine mutluluğunu ver
Hayata ekleyeni her zaman bu ortamın içinde tut
                    Sen Can in en iyi dostu
                    Sevdiği en iyi babası olsun
Ama ait olamayacağımı biliyorum
O nedenle seninde aklına
Aslında yapamayacağın
Ama yapmak isteğini düşündüşün paylaşımlar gelir
                    Bunların içinde en sen olanını yakalamalısın
                    Her çözümde kendini düşünmek zorundasın
Bu mısın takılı cümleleri sevmiyorum
Her akıl gösteren cümle mısın ile biter
Akıl vermek istemiyorum
Kendi değerini sen de bil istiyorum
                    Bütün bu satırlar sadece onun için
Ben kimimki diye düşünmüyorum
Sanane diyemiyorum
Seni ve hiç görmediğim Can i seviyorum
Babasıyla seni de seviyorum
Ona hala ortak paylaşımlar sunduğunuz için
                    Sadece gelemeyene kızıyorum
                    Kendi olma cesaretini gösteremediği için
Sevgili Pamuk Helva cığım
Senin adına düşünüp
En doğrusu bu demeyecek kadar
Mutlu olmanı istiyorum
                    Beni de kendin gibi görüp
                    Yaşananları benimle paylaşabilirsin
                    Beni kırmak gibi bir düşünce aklına gelmesin
                    Bütün çıplaklığınla birlikte olabilirsin
Ben belki bir hayal kahramını gibiyim
Olmadığını bilirsin ama
Zor anında yanına gelmesini istersin
                    Ben senin iyi ve kötü anlarına talibim
                    Biliyorumki her an yanında olamam
                    Ama yanında olduğum anlarda
                    Mutluluğu ve acıları paylaşabilirim
Belki hiç yoktan iyi kadarım
Ama bu hayatın tam ortasında soluk alıyorum
Ve gerçeğim
                    Bütün yazdıklarımı okudum
                    Belki bir şiir değil
                    Düz yazı hiç değil
Belki şiiri boşlukları okuyan tamamlasın
Havasında olduğu için seviyorum
Her satırın ucu açık gibi geliyor
Düz yazı gibi birbirine bağli degil
                    Bunlarda nereden çıktı şimdi
                    Demek istediğim şu
Bu kısa zamanda
Bana gerçek değerini gösterdin
Senin değerini anlamamış insanlar olabilir
İstediğin gibi davranmamış
Ya da istediğin gibi davranmış
Ama senin istemediğin
                    Hayat birçok gizli geçitle dolu
                    Aslında tam karşımızdalar ama
                    Adı gizli geçit olduğu için
                    Onları aramak zorunda kalıyoruz
Kendini kucağına al
Onunla kendin gibi konuş
Belirsizlik uzamasın
Çünkü hayat ani
Hayat sabırsız hayat deli
Beklemeye tahammülü yok
                    Karşıdan bakıp bize gülüyor
                    Onlara bir rota sunuyorum
                    Ve kendilerini unutuyorlar
                    Özgün rotaları akıllarına gelmiyor
                    Diyerek kendini eğlendiriyor
Ama biz hayattan daha duyguluyuz
Sevmesini ve acı çekmesini biliyoruz
Hiç birsey bizi sonlandırmıyor
Ne büyük mutluluklar
Ne de inanılmaz acılar
                    Biz hayat inatcısıyız
                    Ve hayat bizi takip etmek zorunda
                    O nedenle yoruluyoruz
                    Biraz soluklanalım desek
                    Hayat dalga geçiyor bizimle
Ama kendi gücümüzü bilirsek
Hayat her zaman
Bizi takip etmek zorunda kalacak
                    Bu gücün sen de olduğunu
                    Hissediyorum ve biliyorum
                    Lütfen sen de bil
Bak yazmaktan kalemim bile bitti
Dilimde tüy bitmesi gibi birşey
Oylesine hızlandım ki
Yazdıklarımı okuyup tuşlara dökebilecek miyim
İnsanların kendilerini niye peygamber zannettiklerini
Daha iyi anlıyorum
Ama bu satırları kendimin yazdığını biliyorum
                    Yukarıdan ya da aşağıdan gelen yok
                    Neyse konuyu daha fazla dağıtmayalım
                    Bu satırlarin sonuna gelelim
Çok değerli bir insansın
Benim düşüncelerim hep doğru çıkar
Bu düşüncedende öte bildiğim birşey
Lütfen sen de bil
Sevgili Pamuk Helva cığım

14.09.2001

17 Haziran 2001 Pazar

Birşeyler yazmak istedim gözyaşlarımın peşisıra

Birşeyler yazmak istedim gözyaşlarımın peşisıra.
Kağıt aradım evin odalarında. Karşıma çok yıllardır bir köşede saklanmış saman kağıtları çıktı. Genç çocukları seyrederken ağladım ve gençliğimde kullandığım saman kağıtları kucakladı beni.
Nereye kadar yok sayacağız yaşadıklarımızı…
Herbir acı, içten kaynaklanan kahkaha, her bir sevgili, geride bıraktığımız dostlar, dinlemediğimiz ve anlatamadığımız aileler, ilkolkulda yanında oturduğumuz ve kaybettiğimiz çocuklar, utandığımız ve gülümsediğimiz eski hallerimiz ve yaşadığımız herşeyi topladığımızda biz oluruz, ben olurum. Unutkanız.
Kendimizi bile unutuyoruz.
İki ayağına farklı ayakkabılar giyip, askı ile tututurduğum pantolanunun içine kazağımı sokarak dolaşırken beni anlamazmış gibi bakanlara aldırmadan dolaşıyordum. Şimdi ben bakıyorum ve bana aldırmadıklarını unutuyorum.
Herşeyi yapmaya hakkımız olduğuna inanıyoruz ve bu benim hayatım diyebiliyoruz. Her insanın hayatı var. Kimi beni acıtır kimi mutlu eder. İstediğimi seçme hakkım var. Acımı istiyorum, beni acıtacak insanları biliyorum ve gider acımı yaşarım, bıkınca geri dönerim.
Bir dolmuş kuyruğunda beklerken sekiz kişi biner ve dokuzuncu ne şanssızım der. Aslında bir sonraki dolmuşun birincisiyiz. En öne tek başımıza oturabiliriz. AKM nin yanındaki dolmuşlara günü çok arkada bırakıp önüme yaklaştırdığım ve alkolle kucak kucağa kaç defa bindim acaba, kaç tanesinde sızıp Bostancı da şöför arkadaş tarafından uyandırıldım ? Kimbilir…
Moda daki kadınlar plajından denize hiç girmedim ama bomontiden çok defa seyrettim şimdi yaşlanmış olan kadınları…
Kadınlar, sevdiğimiz ve anlayamadığımızı düşündüğümüz, aldattığımız ve aldatıldığımız, annem ve aşkım dediğimiz hepsi kadın ve ben erkeğim.
Biliyorum ki sürekli bir arada olamayız ama
onlara dokunmadanda kendimiz olamayız.
Kadınları İstanbul a benzetiyorum, hep buradan gitmek isteriz, küçük bir kasabada denizde taş sektirmek isteriz ama hala buradayız.
Kadınların bizi anlamadığını düşünürüz, ayrı gezegenlerden geldiler laflarını duyarız, hem onları hem kendimizi acıtırız ve hala kadınlara dokunuruz. İstanbul ve kadınlar,
boşuna boğaz en güzel kadının boynu gibi görünmez,
gerçekten boğaz kadar kocamandır kadınların gerdanı ve öpmekle aşınmaz.
Kaç tane taptaze gerdana yüreğimi sokarak kendimdem geçtim, o ince kıvrımın cazibesinde kendimi dinlendirdim. Aşık oldum delileri kıskandıracak kadar, adını bile öğrenemeden tenlerine kıvrıldım, bazen bir gece bazen yıllarca, hiç bitmeyecekmiş gibi ve sabah uyanmadan buhar olmak gibi, hepsi aklımda,
hepsi tenimin biryerlerine gizlenmiş ama sen yüreğimdesin…
Yıllar önce sadece sevgilimle sevişebileceğimi düşünürdüm
ta ki sabah uyandığımızda adını öğrendiğim insana kadar.
Hayatın her tarafı vezuv gaz sobaları ile dolu, dokunuyoruz, yanıyoruz ve öğreniyoruz. Neyseki sıcaklığı önce tenimize dokunuyor ve her seferinde ruhumuzda yanmıyor.
Uç uç böcekleri avucumuzda ama dilek tutmasını unutmuşuz.
Boşvermişlik ve anlamsızlık paçalı donlarımıza kadar bulaşmış…
Bir dost sevgili tezi ortaya atmıştım çok eski zamanlardan bir zamanda ve hayatta.
Dost sevgilinin açılımı,
herşeyi içtenlikle paylaştığın, gözyaşlarını ve kahkahalarını gönül rahatlığıyla verdiğin, yanındayken çırılçıplak ruhlarla dokunduğun ve seviştiğin.
Gerçek dost tarifinden tek farkı bir tutam seks eklenmesi.
Bir tutam demek hissetmemek ya da az demek değil tam aksine sonuna kadar hissedip paylaşmak demek…

2001